Ve maerselnake illa rahmeten li'l-alemin
Biz seni alemlere için ancak rahmet olarak gönderdik.
(Enbiya suresi 107 ayet'den)
Büyük baba Abdülmuttalib'ten büyük anne Fatıma'ya geçen emanet O'ndan da Abdullah'ın alnına gidecek; bir zaman da orada parlayacaktı...
İncil'e tabi olanlar, Fatıma'nın Abdullah'a hamile olmasından beri pür dikkat doğum haberini bekliyorlardı... İşte şimdi mesafeden mesafeye uşuşan bu haberdi:
-Son Peygamberin babası dünyaya geldi!...
Haberi dört bir yana salan hırıstiyanlardı.
"Rahmetim gazabımı geçmiştir."
Hadis-i Kudsi
Zemzem kuyusu çetin ve uzun mücadelelerden sonra tekrar Kabe'ye ve ziyaretçilere kazandırılmış; ceddi İsmail Peygamberin, hatırasını yok olmaktan kurtarıp şenlendirdiği için Abdülmuttlib'in şan ve şöhreti dört bir tarafı tutmuştu ama... bir şey unutulmuştu... bir vaad... bir söz!...
Taşlanmış toprağı kazma kürekle yenip suya varmak için uğraşmaktan mecalinin tükendiği bir anda Abdülmuttalib, ellerini açıp yüce Allah'a yalvarmıştı:
-Ya Rabbi! Bana on erkek çocuğu daha verir de onlarla birlikte kyuyu kazabilirsem oğlumun birini sana kurban edeceğim...
La ilahe illallah, Muhammedün Resulullah
Mekke ve çevresinin idaresi İsmail aleyhisselam'ın vefatı ile oğlu Sabit'e kaldı. Sabit'in ölümünden sonra halk arasında bölünmeler meydana geldi. Mücadeleler Cühümiler kabilesinin üstünlüğü ile bitti. Ancak bir zaman sonra iktidara sorumluları, adaleti ve tarafsızlığı terkederek zulme sapmıştı.
Milletin malını bile elinden almaya aklkışan Cürhümilerden dolayı gün geldi şikayet ve feryatlar ayyuka çıkmaya başladı. Haksızlıklar dayanılmaz ölçülere varınca; ismail Peygamber nesli, terkrar derlenip toparlandı ve yapılan bir savaşta Cürhümileri mağlup etti.