bilgievlerim: Antik Yunanlar ve Tarih Öncesi Devirleri
Logo Design by bilgievlerim.blogspot.com
TÜRKİYE CANIM FEDA TÜRKİYE CANIM FEDA

Çevirci -Translate - Перевести


8 Kasım 2020 Pazar

Antik Yunanlar ve Tarih Öncesi Devirleri


Antik Yunanlar

Eski Çağ’daki Ege ve Yunan Tarihini incelediğimizde, Antik Dünyanın en etkileyici kavimlerinden biri olan antik Yunanları görürüz. Antik Yunanlar (Grekler), genellikle batı dünyasındaki demokrasinin ve ulus bilincinin ortaya çıkarıcıları olarak kabul edilirler. Bu kabul edilebilir bir düşüncedir. Ancak antik Grekler, temelde bu olgularla birlikte birçok yeniliği insanlık medeniyetine bırakırken, bunları hiç yoktan var etmemişler, kendi antik tarihçilerinin de kabul ettiği gibi, bu parıltılı kültürü antik dünyanın daha eski ve köklü kültürlerinin bulunduğu Yakındoğu uygarlıklarına dayandırmışlardır. Şunun da kabul edilmesi gerekir ki, Yunanlar Antik Doğu’nun derin birikimlerini olduğu gibi kabul etmemiş, bu olguları kendi kültürleriyle sentezleyerek ve geliştirerek sadece batı Dünyasına değil, tüm Dünyaya miras bırakmışlardır.

 

Assassis’n Creed Odyssey oyunundan bir görsel.


Ege Havzasının Coğrafi Konumu ve Özellikleri

Ege Havzası, Doğusunda Batı Anadolu, Kuzeyinde Trakya toprakları, Batısında Yunanistan Yarımadası’nın çevrelediği ve birçok adaya sahip olan Ege Denizi’nin bulunduğu bölgedir. Antik Yunan uygarlığının ortaya çıktığı ilk bölge ise bu havzanın batısındaki küçük bir yarımada ülkesi olan Yunanistan’dır. Yunanistan, Avrupa’nın güneydoğusunda bulunan Balkan Yarımadası’nın bir uzantısıdır. Birçok körfeze sahip olup, irili ufaklı üç bine yakın ada ile çevrili bir yarımada görünümünde olan Yunanistan, temelde üç bölüme ayrılmıştır: Kuzey (Teselya, Epeiros), Orta (Boiotia, Attika Yarımadası, Doris, Phokis, Megaris) ve Güney (Peloponnes Yarımadası).


Ege Havzası

Ülkede özellikle doğu kıyılarında olmak üzere elverişli liman ve körfezler bulunmaktadır. Bu nedenle burada kurulan şehirler, batıda bulunan İyon Denizi kıyısındaki şehirlerden daha fazla gelişmişlerdir. Yunanistan, açık mavi gökyüzünün denizle buluştuğu, kuru ve sıcak bir iklime sahip olan engebeli ve dağlık bir ülkedir. Ülkedeki engebelerin fazla oluşu, antik dönem şehirlerinin genellikle dağlar arasında kalan, ufak nehirlerin suladığı, genellikle denize kıyı olan verimli vadilere kurulmasına neden olmuştur. Şehirlerin birbirinden yükseltilerle ayrılması da, siyasi yapının parçalı olarak ayrı ayrı şehir devletlerinin kurulmasına yol açmıştır.

Sıradağlar ve Bölgeler

Yunanistan’ın ortasında yer alan Pindos Sıradağları, Kuzeybatıdan Güneydoğuya doğru ülkeyi ikiye ayırır. Sıradağların batısında kalan bölüm, Epeiros bölgesi olarak bilinir. Sıradağların doğusunda kalan kesim ise Yunanistan’ın en geniş düzlüklerine sahip, verimli ve sulak ovaların bulunduğu Teselya Bölgesi’dir. Bu bölgenin hemen kuzeyinde, Yunanistan’ın en uzun dağı ve Grek tanrılarının ikâmetgahı olduğuna inanılan, ulu Olympos bulunur. Yunanistan’ın Orta bölümü ise, Kuzey bölümüne göre daha dağlık bir yapıya sahiptir. Bu bölümün ilk bölgesi, Teselya’nın hemen güneyinde bulunan Boiotia Bölgesi’dir. Boiatia’nın güneybatısında ise Doris ve Phokis bölgeleri bulunur.



Parthenon Tapınağı

Bu bölgelerin doğusunda, Ege Denizi’nin içine doğru uzanan Attika Yarımadası’nı görürüz. Burada Antik Yunanistan’ın en önemli şehir devletlerinden biri olan Atina şehri bulunmaktadır. Buradan güneybatıya doğru ilerlendiğinde, Salamis ve Pire körfezlerinin hemen sonrasında Megara şehri, daha sonra Attika’yı Peloponnes’e bağlayan, Korint şehrinin yer aldığı Korint Kıstağı bulunur. Korint Kıstağı’ndan ilerlendiğinde ise Peloponnes Yarımadası’na girilmiş olur. Haritaya bakıldığında bir el görüntüsünde olan bu bölümde, tarım faaliyetleri kuzeye oranla daha fazladır. Buradaki şehirlerin en büyüğü, Parnion Dağı’nın verimli eteklerinde kurulmuş olan ve antik dünyanın en profesyonel savaşçılarının yetiştiği Sparta’dır.

Adalar ve Batı Anadolu Kıyıları

Yunanistan’ın içinde bulunduğu Ege Havzası’nda irili ufaklı birçok ada bulunur. Tarih boyunca yerleşim görmüş olan en önemlileri, güneyde yer alan ve Minos Uygarlığı’nın merkezi konumunda olan verimli Girit, Güneybatı Anadolu’nun güneyinde Rodos, Kuzeye doğru Kos, Kalimnos, Samos, Khios (Sakız), Lesbos (Midilli) ve Limnos’tur. Yunanistan’ın hemen Doğusunda Evoia, güneydoğusuna doğru, antik Grekler tarafından kutsal kabul edilen Delos Adası’nın da içinde bulunduğu Kyklad Takım Adaları bulunur.

Antik Yunan Kent Devletleri Haritası – Antik Yunanlar

Doğuda girintili çıkıntılı koylara sahip, verimli ırmakların bulunduğu ve parlak İyon Uygarlığı’na ev sahipliği yapan Batı Anadolu kıyıları yer alır. Buradaki en önemli antik Grek şehirleri, kuzeyden güneye doğru Troya, Pergamon, Phoikaia (Foça), Smyrna(İzmir), Ephesos, Miletos ve Halikarnassos’tur. Antik Yunanların yerleştikleri bu havzaya, kendileri Antik Çağ’da Hellas ismini vermişlerdir. Antikite boyunca Yunan medeniyeti, bu bölgede doğmuş, gelişmiş ve İlkçağ tarihinin en etkileyici kavimleri arasına girmiştir.

Ege Havzası’nın Siyasal Tarihi

Batı Anadolu, Güney Trakya ve Yunanistan’ın yer aldığı Ege Havzası, Paleolitik Dönem’den itibaren toplulukların yaşadığı bir çevre olmuştur. M.Ö. 4. binyılın sonunda tarihi devirlere girilmesiyle birlikte, bu bölgedeki iz bırakan uygarlıklar, öncelikle M.Ö. 2800’den itibaren Minos Uygarlığı, M.Ö. 1600’den itibaren ise, ilk Yunanlardan sayılan Miken Medeniyeti olmuştur. M.Ö. 13. yüzyılın sonunda tüm Önasya çevresinde hissedilen karışıklıklar ve sonrasında gelen karanlık devir, en şiddetli biçimde bu bölgede de hissedilmiştir. Kaynakların sustuğu bu devirin geçmesinden sonra, Anadolu ve Levant’ta olduğu gibi bu bölgede de değişik siyasi temayüllerin ve kültürlerin ortaya çıktığı görülür.

Minos Uygarlığı – Knossos Sarayı

İlk olarak Batı Anadolu’da, Yunanistan’dan göçen Yunanların, bölgenin derin kültürel birikimine dayanarak ve bölgede bulunan Karya, Aiol ve Likyalılarla etkileşimleri ile kurdukları parlak İyon Uygarlığı ortaya çıkmıştır. Bu uygarlığı, Yunanistan ve çevre adalarda yeni bir Antik Yunan medeniyeti izler. Bu medeniyet, özellikle Arkaik çağındaki sosyal ve siyasi gelişmelerin sonucunda Akdeniz’in kıyısı olduğu birçok yerde Yunan kolonileri kurmuştur. Pers Savaşları’ndan sonraki Klasik Dönem’inde zirveye ulaşan Yunan Medeniyeti, sonrasında şehir devletlerinin kendi aralarındaki anlaşmazlık ve savaşlarından ötürü siyasi ve sosyal olarak güç kaybetmiştir. Bunu değerlendiren ise kuzeydeki Makedon devletinin başına geçen Büyük İskender olmuştur.

Tarih Öncesi Dönemlerde Antik Yunanlar

Bölgenin tarih öncesi, Paleolitik Dönem’e kadar gitmektedir. M.Ö. 40.000’den itibaren ilk topluluklar, özellikle Yunanistan’ın doğu kıyılarında olmak üzere mağara ve uygun noktalarda bulunan barınaklarda kalmışlardır. Bölgede özellikle M.Ö. 6.000’lerden itibaren Neolitik Dönem’e geçilmiştir. Neolitik Dönem’in özelliklerinden olan tarım, çömlekçilik ve hayvancılık gibi zanaatlar, bölgeye Anadolu’dan gelen ve bölgede bulunan adalar yoluyla Yunanistan’a geçen topluluklar tarafından getirilmiştir. Bu toplulukların başlıca yerleştiği merkezler, Yunanistan’ın kuzeyindeki verimli ve düz alanların kapladığı Teselya Bölgesi’ndedir. Burada kurdukları ilk merkez, yaklaşık M.Ö. 5.500’lere tarihlenen Sesklo yerleşmesidir.

 

Sesklo Kültürünün rekonstrüksiyon çizimi

Arkeolojik buluntuların gösterdiğine göre insanlar, tek odaya sahip olan ve on metrekareden elli metrekareye kadar değişen, taş temeller üzerine kilden evler yaparak köyler meydana getirmişlerdir. Yapılan arkeolojik kazılarda, köylerde kırmızı ve beyaz renklere boyanan birçok el yapımı çömlek bulunmuştur. Ayrıca bu buluntuların yanında, kilden bir tanrıça figürü de ele geçmiştir. Bu figürün çevresinde daha ufak olmak üzere, muhtemelen bu tanrıçaya sunu niteliğine sahip hayvan figürleri bulunmuştur.

 

Sesklo Arkeolojik Alanı

Neolitik dönemin tüm niteliklerine sahip Sesklo köyü, yaklaşık M.Ö. 4000’lerde kuzeyden gelen savaşçı topluluklar tarafından yıkılmıştır. Bu topluluklar daha sonra yine Teselya’da olmak üzere Dimini Köyü’nü oluşturmuşlardır. Köydeki binalarını muhtemelen koruma amaçlı olarak, daire şeklinde ve birbirlerine bitişik inşa eden bu insanlar, çiftçilik ve özellikle domuz üreticiliği olmak üzere hayvancılık yapmışlar; bu faaliyetlerine ek olarak çevre köylerle ilk ekonomik ve kültürel ilişkilerini gerçekleştirmişlerdir. Sonraki iki yüz yıl süresince bu bölgedeki köylerin sayısı bini bulmuştur.


Dimini Arkeolojik Alanı

Kyklad Adaları’ndaki en eski yerleşim M.Ö. 6. binyıl sonları ile 5. binyıla tarihlenmektedir. Yapılan araştırmalar, Neolitik çağ insanlarının Yunanistan’a ve Kyklad Adaları’na Anadolu’dan geldiğini göstermektedir. Ayrıca Girit’teki Neolitik Dönem’in öncülerinin de Anadolu kökenli olabileceği düşünülmektedir. Yunanistan Neolitik devrini yaşarken, yaklaşık M.Ö. 3000’lerde, Anadolu’dan yeni bir göç dalgası gelmiştir. Bu bölgeden gelen topluluklar, yanlarında gelişmiş Bronz teknolojisini getirerek, Yunanistan’ın Bronz Çağı’na girmesine neden olmuşlardır. Bu yazımızda Antik Yunanlar ve Tarih Öncesine genel bir bakış attık. Sonraki devam yazılarımızda Antik Yunanlar hakkında daha fazla içeriğe değineceğiz…

Kaynakça:

§  Antik Yunan Tarihi – Dr. Eren Karakoç

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Benzer Konular (Similar Topics)(Похожие темы)( Sujets similaires) ( Ähnliche Themen) (مواضيع مماثلة)