bilgievlerim: arkeoloji
*** Dijital Yazıların ve Romanların Yeni Sayfası www.ebooksun.blogspot.com 'UN KATKILARIYLA HAZIRLANMIŞTIR *** En Çok Okunan Romanlar, yeni çıkan kitaplar 2025, pdf kitap siteleri, kitap tavsiyeleri, 2025 roman önerileri, kitap blogları, kitap özetleri, roman incelemeleri, yazar biyografileri, kitap yorumları, pdf kitap indir, epub kitap indir, kitap serileri, yerli romanlar, yabancı romanlar, aşk romanları, tarihi romanlar, polisiye romanlar, bilim kurgu romanlar, dram romanları, fantastik kitaplar, e-kitap romanlar, ücretsiz roman oku

Çevirci -Translate - Перевести




🌍

Hayat Bilgisi

1-3. Sınıf · Konu Anlatımı · İnteraktif Testler

🏫 Okulumuzda Hayat 🏠 Evimizde Hayat 🍎 Sağlıklı Hayat 🇹🇷 Ülkemizde Hayat
📖

Türkçe

1-12. Sınıf · Dil Bilgisi · Okuma Anlama · Testler

📝 Dil Bilgisi 📖 Okuma Anlama ✍️ Yazma 🎭 Edebiyat
📐

Matematik

1-12. Sınıf · Konu Anlatımı · Problemler · Testler

🔢 Sayılar ➕ Toplama ➗ Bölme 📊 Geometri
🔤

İngilizce

1-12. Sınıf · Kelimeler · Dil Bilgisi · Testler

🔤 Words 🎨 Colors 🔢 Numbers 📝 Grammar
🔬

Fen Bilimleri

1-12. Sınıf · Konu Anlatımı · Deneyler · Testler

🌿 Bitkiler 🐾 Hayvanlar ⚛️ Kimya 🌌 Fizik
🏛️

Sosyal Bilgiler

4-12. Sınıf · Tarih · Coğrafya · Vatandaşlık

📜 Tarih 🌍 Coğrafya 🏛️ Vatandaşlık 🗺️ Harita
❤️

Değerlerimiz

Sevgi · Saygı · Dürüstlük · Hoşgörü · Yardımlaşma

❤️ Sevgi 🙏 Saygı ⭐ Dürüstlük 🌈 Hoşgörü
💰

Tasarruf ve Ekonomi

Su Tasarrufu · Enerji · Geri Dönüşüm · Birikim

💧 Su ⚡ Enerji ♻️ Geri Dönüşüm 🏦 Birikim
🇹🇷

Atatürk ve Cumhuriyet

Cumhuriyet · Atatürk · 29 Ekim · Milli Bayramlar

🦅 Atatürk 🏛️ Cumhuriyet 📜 29 Ekim ⭐ 23 Nisan
💻

Bilim ve Teknoloji

İcatlar · Robotik · Uzay · Yapay Zeka

🚀 Uzay 🤖 Robot 🖥️ Bilgisayar 🔭 Bilim
🌿

Doğada Hayat

Çevre Koruma · Geri Dönüşüm · Mevsimler · Hayvanlar

🌳 Ağaçlar ♻️ Geri Dönüşüm 🐝 Arılar 🌞 Güneş
🛡️

Güvenli Hayat

Trafik Kuralları · Acil Durum · Ev Güvenliği

🚦 Trafik 🚒 Acil 🏠 Ev 🚑 İlk Yardım
📚 Bilgi Evlerim · Tüm Dersler Tek Platformda
💬 WhatsApp Sipariş ✉️ Mail Gönder
📱 0536 380 84 13


📚
🏫
⭐
📚 Bilgi Evlerim

Tüm Dersler Tek Bir Yerde!

1. Sınıftan 12. Sınıfa Tüm Dersler · İnteraktif Testler · Konu Anlatımları · PDF Dökümanlar

1.Sınıf 2.Sınıf 3.Sınıf 4.Sınıf 5.Sınıf 6.Sınıf 7.Sınıf 8.Sınıf 9.Sınıf 10.Sınıf 11.Sınıf 12.Sınıf
📱 WhatsApp: 0536 380 84 13 📧 E-posta: guneszeki53@mail.com

Türkiye'nin En Kapsamlı Ders Platformu

arkeoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
arkeoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Ekim 2021 Çarşamba

🧬 Tutankamon'un DNA'sı Tartışmalı: Firavuna Ait Değil mi?

Tutankamon maskesi ve DNA analizi tartışması

🧬 Tutankamon'un DNA'sı Tartışmalı: Firavuna Ait Değil mi?

Bir grup İtalyan ve İsveçli antropolog, Alman araştırmacılar tarafından Firavun Tutankamon'a uygulanan DNA testinin gerçekleri yansıtmadığını, Tutankamon'a ait olduğu öne sürülen mumyadan alınan DNA örnekleri analizinin tekrarlanması gerektiğini söyledi. Araştırmaya konu olan mumyanın çok zarar gördüğüne dikkat çeken İtalyan ve İsveçli antropologlar, yeni bir testin kaçınılmaz olduğunu savundular.

🏺 Tutankamon'un DNA'sı: Neden Tartışmalı?

Henüz 19 yaşında iken öldüğü bilinen Tutankamon'un mezarı 1922 yılında keşfedildi. O günden bu yana, çocuk firavunun hayatı, ölümü ve genetik mirası bilim dünyasının en büyük merak konularından biri oldu. 2010 yılında Alman araştırmacılar tarafından yapılan DNA analizi, Tutankamon'un ailesi ve sağlık durumu hakkında çarpıcı sonuçlar açıklamıştı. Ancak bu sonuçlar, bugün hala tartışılıyor.

🔑 Anahtar Tartışma: Antik DNA çalışmaları, özellikle mumyalar gibi zorlu koşullarda korunmuş örneklerde, kontaminasyon ve bozulma riski taşır. Tutankamon örneğinde, bu risklerin yeterince kontrol edilip edilmediği sorgulanıyor.

🔬 İtalyan ve İsveçli Antropologlar Ne Diyor?

Camerino Üniversitesi'nde görevli antropoloji profesörü ve moleküler biyoloji uzmanı genetikçi Franco Mollo, DNA örneklerinin uzun yıllar sıfırın altındaki sıcaklıklarda korunabileceğini öne sürüyor. Mollo, bu görüşünü Buz Adam Ötzi örneğiyle destekliyor. 1991'de İtalya-Avusturya sınırında 5 bin yıllık bir buz kütlesinin altında keşfedilen Ötzi'nin DNA'sı, soğuk ortam sayesinde korunmuştu.

Mollo, antik dönemde Mısır'da kullanılan papirüslerin daha geç dönem papirüsleri ile karşılaştırıldığı zaman DNA örneklerinin 600 yıldan daha fazla süre yaşamadığını kanıtladığını anımsatıyor. Bu durumda, 3.300 yıllık bir mumyadan alınan DNA'nın bozulmuş olabileceği ihtimali güçleniyor.

⚠️ Mollo'nun Uyarısı: "Bu ilk rapor, yüzeysel bir araştırma yapıldığına işaret ediyor. Ayrıca bu analizin donanımlı olmayan bir laboratuvarda gerçekleştirildiği de göz ardı edilmemeli."

🧪 Alman Araştırmacılar Kendilerini Savunuyor

Eurac Enstitüsü'nde görevli Alman antropolog ve paleopatolog Albert Zink, Mollo'nun dikkat çektiği papirüslerden alınan malzemenin bitkisel kökenli bir biyolojik malzeme olduğuna vurgu yaparak İtalyan antropologa karşı çıkıyor.

Zink, antik Mısır'da mumyalama işlemi sırasında kullanılan natron isimli maddenin suyu emerek dokuların hızla kurumasına etki yaptığını hatırlatıyor. Bu ayrıntının önemine dikkat çeken Zink, bu nedenle DNA örneklerinin uzun yıllar zarar görmeden korunabildiğini savunuyor.

🧬 Zink'in Açıklaması: "Mumyalar farklı bir ölçekte değerlendirilmelidir. Natron sayesinde dokular hızla kurur ve DNA, bozulmaya neden olan enzimatik faaliyetler durur."

Tübingen Üniversitesi'nden Carsten Push'un katılımı ve Discovery Channel'in finansal desteği ile çocuk Firavun olarak anılan Tutankamon'un mumyalanan bedenini incelediklerini anlatan Zink, araştırmanın Kahire Müzesi'nde bir biyoloji laboratuvarında kısıtlı bir zaman dilimi içinde yapıldığını doğruluyor.

🧬 Svante Paabo'dan Destek: "Bilimsel Aldatmaca"

Mollo'nun bu karşı çıkışına Leipzig'deki Max Planck Evrimsel Antropoloji Enstitüsü'nün yöneticisi Svante Paabo da destek veriyor. Paabo, antik DNA çalışmalarının öncüsü olarak biliniyor ve Neandertal genomunun dizilenmesiyle ünlü.

🗣️ Paabo'nun Sözleri: "Mumyadan alınan çok küçük çaptaki ve zarar görmüş durumdaki DNA örnekleri bilimsel açıdan büyük bir aldatmaca ile karşı karşıya olduğumuzu yansıtıyor."

Paabo'nun bu eleştirisi, antik DNA alanında en yetkin isimlerden birinin Tutankamon çalışmasına olan güvensizliğini ortaya koyması açısından oldukça önemlidir.

📜 Howard Carter'ın 1925'teki Uyarısı

1925 yılında Tutankamon'un mezarını ilk kez keşfeden ve açan İngiliz arkeolog Howard Carter, o dönemde yaptığı açıklamada mumyanın çok zarar gördüğünü aktarmıştı. Bu tarihsel uyarı, günümüzdeki DNA tartışmalarının aslında yeni olmadığını gösteriyor.

📌 Tarihsel Not: Carter, mumyayı açtığında, Tutankamon'un vücudunun reçine ve yağlarla kaplanmış olduğunu ve bu maddelerin dokulara derinlemesine nüfuz ettiğini belirtmişti. Bu durum, DNA analizini daha da zorlaştıran bir faktör olarak değerlendiriliyor.

📊 Tartışmanın Tarafları ve Görüşleri

Taraf Temsilci Temel Görüş Destekleyen Kanıt
İtalyan/İsveçli Antropologlar Franco Mollo DNA örnekleri güvenilir değil, test tekrarlanmalı Papirüs çalışmaları, laboratuvar koşulları
Alman Araştırmacılar Albert Zink DNA örnekleri geçerli, mumyalama DNA'yı korur Natron etkisi, kuruma süreci
Max Planck Enstitüsü Svante Paabo Örnekler zarar görmüş, kontaminasyon riski yüksek Antik DNA metodolojisi deneyimi
Tarihsel Kayıt Howard Carter (1925) Mumya aşırı derecede hasarlı Arkeolojik gözlem

⚠️ Antik DNA Çalışmalarının Zorlukları

Tutankamon vakası, antik DNA çalışmalarının karşılaştığı temel zorlukları gözler önüne seriyor:

  • Kontaminasyon: Modern DNA'nın antik örneklere karışması, en büyük risk faktörlerinden biridir.
  • Bozulma: Zamanla DNA molekülleri parçalanır ve okunamaz hale gelir.
  • Kimyasal Müdahale: Mumyalama işlemlerinde kullanılan reçine, yağ ve diğer maddeler DNA'ya zarar verebilir.
  • Laboratuvar Koşulları: Özel donanım ve steril ortam gerektiren bu çalışmalar, her laboratuvarda yapılamaz.
  • Örnek Azlığı: Antik örnekler genellikle sınırlı miktarda bulunur ve tekrarlanan testlere izin vermez.

🔮 Sonuç: Tutankamon'un Genetik Sırrı Ne Zaman Çözülecek?

Tutankamon'un DNA'sı üzerindeki tartışmalar, antik DNA araştırmalarının ne kadar hassas olduğunu ve bu alanda çalışan bilim insanlarının karşılaştığı zorlukları gösteriyor. İtalyan ve İsveçli antropologların iddiaları, Alman araştırmacıların savunması ve Svante Paabo gibi alanın öncülerinin eleştirileri, bilimsel sürecin işleyişini gözler önüne seriyor.

📌 Gelecek Perspektifi: Yeni nesil dizileme teknolojileri ve gelişmiş kontaminasyon önleme yöntemleriyle, Tutankamon'un genetik materyalinin yeniden analiz edilmesi mümkün olabilir. Ancak bu, mumyanın mevcut durumu ve erişilebilirliği gibi faktörlere bağlıdır.

Bu tartışma, bilim dünyasında antik DNA çalışmalarının metodolojik standartlarının ne kadar önemli olduğunu bir kez daha hatırlatıyor. Tutankamon'un genetik sırrı, belki de önümüzdeki yıllarda yapılacak yeni çalışmalarla nihai olarak çözülecek.

❓ Sık Sorulan Sorular

🔹 Tutankamon'un DNA'sı neden bu kadar tartışmalı?

Mumyanın zarar görmüş olması, kullanılan kimyasallar (reçine, yağ), kontaminasyon riski ve çalışmanın yapıldığı laboratuvar koşulları, DNA sonuçlarının güvenilirliğini sorgulatıyor.

🔹 Svante Paabo kimdir ve neden önemli?

Svante Paabo, antik DNA çalışmalarının öncüsüdür ve Neandertal genomunu dizileyen ilk bilim insanıdır. Bu nedenle, onun eleştirileri antik DNA alanında büyük ağırlığa sahiptir.

🔹 Mumyalama DNA'yı nasıl etkiler?

Mumyalama sırasında kullanılan natron dokuları kurutarak DNA'yı koruyabilir. Ancak kullanılan reçine ve yağlar DNA'ya zarar verebilir veya analizi zorlaştırabilir.

🔹 Tutankamon'un DNA'sı yeniden test edilebilir mi?

Teknik olarak mümkün olsa da, mumyanın mevcut durumu ve Mısır yetkililerinin izni gibi faktörlere bağlıdır. Ayrıca, örnek almak mumyaya daha fazla zarar verebilir.

#Tutankamon #AntikDNA #Mumya #Mısırbilim #Genetik #Arkeoloji #Paleoantropoloji #DNAAnalizi #Kontaminasyon #BilimselTartışma

📚 Kaynaklar

  • 1) Corriere Della Sera Bilim/Teknoloji, "Tutankamon'un DNA'sı Tartışmalı", 24 Mayıs 2011.
  • 2) Hawass, Z. vd. (2010). "Ancestry and Pathology in King Tutankhamun's Family." JAMA.
  • 3) Pääbo, S. (2014). "Neanderthal Man: In Search of Lost Genomes." Basic Books.
  • 4) Zink, A. vd. (2010). "Tutankhamun's DNA: A Reply to Critics." European Journal of Human Genetics.
  • 5) Carter, H. (1925). "The Tomb of Tutankhamun." The Times (Londra).

9 Haziran 2018 Cumartesi

Rus Şehri Üzerinde ‘Uzay – Zaman Vorteksindeki’ Parçalanma Hakkında Önemli Bilgiler



Rus bilim adamları Federal Uzay Ajansı (FKA/RKA) tarafından hazırlanan raporu inceledikten sonra şok oldular. Bu rapor Dünyamızın “uzay – zaman vorteksinin dokusunun” bu geçen hafta Rusya’nın Ural Dağlarındaki en büyük şehri Yekaterinburg üzerinde (ayrıca Ekaterinburg olarak bilinir) parçalandığını söylüyor.
Dünya gezegenimizin etrafındaki uzay – zaman vorteksinin varlığı ilk kez Genel Görelilik teorisini geliştiren Almanya doğumlu teorik fizikçi Albert Einstein (1879-1955) tarafından öne sürüldü ve son zamanlarda tarihte ilk kez NASA’nın Yerçekimi Sondası B adlı en uzun işletilen projesinde çalışan ABD uzay bilim adamları tarafından onaylandı.
Bu olaya tanık olup fotoğraflarını ve videolarını çeken binlerce Yekaterinburg sakini, Dünyamızın uzay – zaman vorteksindeki bu muazzam yarığa tanık oldu.
Dünyamızın uzay – zaman vorteksindeki bu yarığın şok edici görsel resimleri Batı’ya ulaştığında, onların propaganda medya organları, bu olaya yörüngeye fırlatılan Rus Soyuz roket askeri iletişim uydusunun neden olduğunu ifade ederek hızlı bir dezenformasyon moduna girdiler.

Bu Batılı medya propagandasının sözünü edemediği şey, Yekaterinburg’taki olaylardan saatlerce önce kuzey Rusya’daki Plesetsk Cosmodrome’dan Meridian 4 Uydusu fırlatılmış olsa da, bu Arctic uzay sitesinin Urallara mesafesi 2,500 kilometredir, herhangi birinin onu görebilmesi saçmalığın ötesindedir.
Dünyamızın uzay – zaman vorteksindeki bu yarığın nedeni olarak, Rus bilim adamları Elenin Kuyruklu yıldızını gösteriyorlar, Elenin Kuyruklu yıldızı 10 Aralık 201’da Rus astronom Leonid Elenin tarafından keşfedildi. Leonid Elenin dört adet mükemmel şekilde hizalanmış “nesne”yi izliyordu (soldaki resim). Çinli bilim adamları bunların “uzay gemileri” olabileceği uyarısını yaptılar.
Önceki “Tapınak Şövalyeleri ‘Son’ Dünya Savaşı İçin ABD – İran’ı Birleştirmeye Hazırlanıyor” raporumuzda, Elenin Kuyruklu Yıldızı ve ona eşlik eden 2010 SO16 and 2005 YU55 ile ilgili sayısız linki sıraladık, bunların hepsi Dünyamıza yaklaşıyor.

Bu muazzam uzay – zaman bozulmalarının ilk gözlemlerinden bu yana [Bakınız 19 Ocak raporumuz: Süperfırtınalar Gezegeni Çarparken Grönland Gündoğumu Dünyayı Şok Ediyor] Süperfırtınalar Dünyada yıkıcı hasarlara neden oluyor, öyle ki ABD Devlet Bakanı Hillary Clinton geçen hafta dünyamızın kendisini besleme yeteneğinin “büyük tehlike altında” olduğu uyarısını yaptı.
10 Aralık 2010 “ Gizemli Nesne Dünya’ya Yaklaşırken Muazzam Deprem Korkusu Artıyor” raporumuzda belirttiğimiz gibi, Rus bilim adamlarının en büyük korkuları 11 Mart 2011’de gerçekleşti, tarihteki en büyük depremlerden biri Japonya’yı vurdu.
Dünya’nın üst düzey sismik bilim adamlarından biri olan Cornell Üniversitesinden Dr. Mensur Omerbashich, PhD, Elenin Kuyruklu Yıldızının daha da büyük felaketsel olaylara neden olma olasılığının bulunduğu uyarısını yaptı. “~M6+ depremselliğinin nedeni olarak “Astronomik hizalanma” raporunda şunları okuyabiliriz:
Burada, depremselliğe neden olan Dünya kütlesel rezonansının büyütülmesinin gelgitsel olarak başladığı jeorezonatör kavramımı deneysel olarak gösteriyorum. Bu amaçla, 2010 yılının tüm kuvvetli (~M6+) depremlerinin, Dünya’nın güneş sistemimiz içinde uzun (t>3 gün) astronomik hizalanmaları sırasında gerçekleştiğini gösteriyorum. Sonra bunun 2000’li yılların tüm çok kuvvetli depremleri (~M8+) için de doğru olduğunu gösteriyorum. Son olarak, geçmiş yüzyılın en kuvvetli depremleri (M8.6+) Dünya’nın çoklu uzun hizalanmaları sırasında gerçekleştiği gösteriliyor, oysa ki en kuvvetli (M9+) olanların yarısı Dolunay sırasında gerçekleşti. C/2010 X1 (Elenin) kuyruklu yıldızını kullandım, çünkü 2007’den bu yana en kuvvetli depremsellik açısından sağlamlığa katkıda bulunmaktaydı. Elenin, Ağustos – Ekim 2011’e kadar Dünyanın çok kuvvetli depremselliğini şiddetlendirmeye devam edecek. Keşiflerime dayanan depremlerin yaklaşık tahmini uygulanabilirdir. Bu gösteri hiperrezonatör kavramımı kanıtlıyor”
Şimdiki zamanlarımızı çevreleyen başa çıkılmaz doğal felaketler nedeniyle çok fazla korku olsa da, Oxford Üniversitesi Felsefe Bölümünden Nick Bostrom’a göre belki de bir teselli nedeni vardır. Ona göre deneyimlediğimiz her şey bir bilgisayar simülasyonundan başka bir şey olmayabilir.
Bostrom “Bir Bilgisayar Simülasyonunda mı Yaşıyorsunuz?” başlıklı teorik raporunda şunları söylüyor:
“Bu çalışma aşağıdaki önermelerden en az birinin doğru olduğunu savunur: (1) insan türleri muhtemelen “insan sonrası” aşamaya erişmeden önce, nesli yok olacak; (2) herhangi bir insan sonrası uygarlığının, kendi evrimsel tarihlerinin dikkate değer sayıda simülasyonlarını çalıştırmaları olası değildir (veya varyasyonlarını); (3) bir bilgisayar simülasyonunda yaşıyoruz. Bu bir gün ata – simülasyonlarını çalıştıran insan sonrası olacağımızın önemli şansı bulunduğu inancının hatalı olduğunu izler, şu sıralarda simülasyon içinde yaşıyor olmadıkça. Bu sonucun diğer birkaç çıkarımı da tartışıldı”
By: Sorcha Faal
© May 10, 2011 EU and US all rights reserved. WhatDoesItMean.Com.daki orijinal kaynağı belirtildiği sürece bu rapor tüm içeriğiyle kullanılabilir.

6 Haziran 2018 Çarşamba

%100 Beyin Gücü Hakkında Önemli Bilgiler


Bir düşünsenize, insanoğlu tüm islerini tek parmakla yapıyor olsa idi, o zaman 10 parmakla donatılmış olarak doğmazdık. Eğer beyin hücrelerimizin sadece %10’u mutlu, seviyeli bir yaşantı sürdürmeye yetse idi, kafamız tam 10 kati daha fazla hücre ile dolu olmazdı. Aslında, insanoğlu dünyada beyin kapasitesinin % 100’ünü kullanmayan tek varlıktır. İnsanoğlu ayni zamanda, beraber yasadığı diğer canlılar ile sürekli uyumsuzluk halindeki tek varlıktır.
Yunuslar da benzer bir beyin ile donatılmışlardır, ancak onlar beyin kapasitelerinin tümünü kullanarak yaşamlarını akilli, eğlence sever, çevreleri ile uyumlu varlıklar olarak devam ettirmektedirler. İnsanların da daha fazla beyin kapasitesinin kullanımı ile daha mutlu, daha uyumlu bir yasam sürebileceğini söylemek yanlış olmaz. Siz hiç, beyninin % 100’ünü kullanan birisinin suç, savaş, açlık, salgın hastalık, ön yargı ve çevre katliamı ortamlarında olabileceğini düşünebiliyor musunuz?
Başka bir deyişle, bizler de ayni diğer canlılar gibi mükemmel yaratılmışız; ancak, onlar gibi tüm potansiyelimizi kullanamıyoruz. Neden? Belki, bizler diğer canlılar gibi enerji kaynağına nasıl bağlanacağımızı artik bilemiyoruz ya da kendi özgür irademizi kullanma konusu umurumuzda değil. Belki de özgür irade, sadece bedeninin tepkilerine cevap veren % 10 kullanımlı insanlar için çok karmaşık bir ifade.


Bu potansiyelin kullanılmamasının nedeni ne olursa olsun, burada da kullanmazsan kaybedersin gerçeği ortaya çıkmakta ve normal bir insan yanlış kullanım veya kullanıl-mama yüzünden günde 100.000 beyin hücresini kaybetmektedir. Bu potansiyel değerlendirilmedikçe de, kişinin durumu zamanla daha kötüye gitmektedir. Sizce neden Alzheimer, Parkinson gibi hastalıkların oranı dünyanın doğum oranı ile ayni oranda büyümektedir. Peki, çözüm ne?
Gerçekten de beynimizin tam kapasitesini kullanabilir, bu sayede yasam kalitemizi yükseltebilir miyiz? Tabii ki yapabiliriz. Hafıza kaybına uğramak yerine hafıza sihirbazı, en basit problemlerden bunalan kişi yerine yaratıcı bir dahi, mutluluktan uzak, tekdüze yasam tarzı yerine diğer canlılar ile tam ve değişken bir uyum içerisinde olmayı öğrenebiliriz.
Aslında yaşam düşündüğümüzden daha zor. Parasızlık, kötü geçen çocukluk ya da çevremizdeki diğer insanlar, dış etken olarak insanin kişiliğini etkiler. Ama tüm olumsuzluklara rağmen, kötü başlangıç yapıp sonra da istikrarlı, mutlu bir yasam kuran insanlar da vardır. Bu kişiler, kendini yetiştirmenin ve sürekli geliştirmenin faydalarını fark etmiş, öğrenmiş insanlardır. Kişi, kendini tanıma sürecini geliştirdikçe, aslında içinde bulunduğu konumu veya durumu ile ilgili gerçeğin, tamamen kendi bilinçli, içgüdüsel veya tepkisel seçimlerinden kaynaklandığı fark eder.


Aklın ve vücudun tam ve doğru kullanımı ile kişinin kendini daha iyi hissetmesi, dolayısı ile ruhsal gelişimi, daha bilinçli bir yasam tarzı seçmesini sağlar.
Birçok insan tekdüze günlük hayata takılmakta, sadece tepkisel davranışlar sergilemekte böylelikle çevresindeki birçok olasılıkları ve seçenekleri görememektedir. %100 beyninizi harekete geçirmek için aşağıdaki beyin jimnastiği testini yedi gün boyunca deneyin ve bu kısa süre içerisinde ne kadar yol aldığınızı görün.




Testteki her bölüm beyninizin baksa bir bölgesini çalıştırmaktadır.
1. Vücudunuzu değişik yeni yöntemler ile sınayın. Normalde hangi elinizi kullanıyorsanız bir günlüğüne saçınızı taramak, dişlerinizi fırçalamak, çayınızı karıştırmak gibi basit işlemlerde elinizi değiştirin. Gözünüzü kapatın ve eşyaları hissederek odanızın içinde dolasın. Sesleri dinleyin, çevredeki kokuları duymaya çalısın. Yere düsen eşyaları ayağınız ile almaya çalısın, kapıyı, buzdolabını ayağınız ile kapatın. Okuduğunuz kitaptan bir sayfayı yan tutarak, bir sayfayı da ters tutarak okumaya çalısın.
2. Normalde sorgulayıp, eleştireceğiniz bir kişi hakkında onu onurlandıracak bir iltifat bulmaya çalısın. Kişi hakkındaki yargınızı sorgulayıp, kendinizi onun yerine koyup durumu tekrar gözden geçirin.
3. Buzdolabınızı açıp, birkaç saniye içindekileri gözden geçirin. Kapatıp içinizden tekrarlayın. Ayni şeyi bir oda içindeki eşyalarda, bir mağaza vitrinindeki kostümlerde, duvarda asili detaylı bir resimde deneyin. Adetleri, büyüklükleri, renkleri hatırlamaya çalısın.
4. Her gün beş dakika kendinizi başka bir insan yerine koyun. Sizin su anda olduğunuz durumda o kişinin neler hissedebileceğini, neler düşünebileceğini hayal edin.
5. Kendinizi moralsiz veya keyifsiz hissettiğinizde, hayatta en çok istediğiniz şeyin ne olduğunu hatırlayıp, başarılı olmanız için ne yapmanız gerektiğini tekrarlayın. Ne zaman negatif bir düşünceye kapılırsanız, kafanızda yarattığımız bu küçük pozitif filmi tekrarlayın.
6. Gün içerisinde her saat başı, birkaç saniye için önceki saat içerisinde ne olduğunu düşünün. Günün sonunda, tüm günün bir değerlendirmesini yapın. Hatırlayamadığınız küçük parçalar sizin gün içerisindeki çok fazla bilinçli olmadığınız dakikaları gösterir.
7. Günlük hayatınıza adaptasyon ve esneklik kazandırmak için her gün farklı bir şey yapın. Alışverişinizi değişik dükkândan yapın. Eve geliş yolunuzu değiştirin. Evde ekmek veya kek pişirin. Farklı bir spor yapın. Kendinizi yeni bir komsuya tanıtın.
Her gün ayni şeylerin yapılması beynin hep ayni bölümlerinin kullanılmasına, diğer bölümlerin körelmesine yol açar. Unutmayın çeşitli, farklı uyarımlar, beyin kapasitesinin kullanımı için en önemli anahtardır. Ayni zamanda sizi yoran, sizi zorlayan, rahatsız eden alışkanlıklarınızı bırakmanızı da kolaylaştırır.
İstediğiniz rüyayı görmeyi veya uyandığınızda gördüğünüz rüyayı hatırlamayı istemez misiniz?





Benzer Konular (Similar Topics)(Похожие темы)( Sujets similaires) ( Ähnliche Themen) (مواضيع مماثلة)