bilgievlerim: Hindistan’da Neden İnekler Kutsaldır?
Logo Design by bilgievlerim.blogspot.com
TÜRKİYE CANIM FEDA TÜRKİYE CANIM FEDA

Çevirci -Translate - Перевести


14 Ocak 2020 Salı

Hindistan’da Neden İnekler Kutsaldır?






Hindistan dünyada en çok büyükbaş hayvana sahip ülkedir ama bu kaynaktan
yararlanılamamaktadır. Hinduculuğun başlangıcından beri inek Hindistan’da en kutsal hayvan olarak görülür. İstemeyerek de olsa ineğin öldürülmesi büyük bir günah sayılır.
Hindistan’da sokaklarda sıcaktan bunalmış, iyice hantallaşmış, bir deri bir kemik
kalmış ineklere rastlanılması gayet doğaldır. İnekler cadde ve sokaklarda diledikleri gibi dolaşır, yaya kaldırımları üzerinde güneşlenir, tapınaklara girer, pazar yerlerini pislerler; kimse onlara ilişemez, hatta saygıyla selamlarlar.








Toplumun bir kesimi açlık sınırındayken, ineklere gösterilen bu ayrıcalık dışarıdan
gelenlere anlamsız gelebilir ama bunun ardında sadece dinsel inançlar değil, hayati gıda maddelerini koruma içgüdüsü de vardır.

İneğin önemi, beş ürünü, yani süt, peynir, tereyağı, dışkı ve idrarını insanlığın
yararına sunmasıydı. Dışkı tezek gibi yakacak olarak, idrar ise tedavi amaçlı
kullanılıyordu. Bu mükemmel hayvanı kesip, bir kerede etini yemektense, ürünlerinden daha uzun sürede ve pek çok insan tarafından faydalanılabilirdi. İneği temsil eden bir Tanrı da olmadığından, ineğin bizzat kendisine saygı gösteriliyordu. İneği kesmek Tanrı’yı öldürmekle eşitti.




Bugünkü Hindistan nüfusunun çoğunluğu Hindu’dur. Hinduculuk belirli bir kurucusu olmayan, ‘Veda’ isimli ilaheler ve şiirleri esas alan, çeşitli ırktan ve kültürlerden insanların dinsel inanç ve uygulamalarını içinde eriten, çok tanrılı, karmaşık ama sürekliliği olan bir dindir.

Başlangıcı milattan önce 1500 yıllarına kadar uzanan Hindu dininde birçok Tanrı’ya tapılır ama en üstteki ilahi güç ‘Brahman’dır. Brahman’a ulaşmak çok zor, ancak rahiplerin yapabilecekleri bir iş olduğundan, sıradan insanların tapabilecekleri ikincil Tanrılar da vardır.

Bütün canlıların ruhları olduğuna inanan Hindular, ölümden sonra tekrar dünyaya



gelineceğine, bir önceki hayatını uygunsuz biçimde geçiren bir ruhun, hayvan vücudu içinde yeniden doğabileceğine inanırlar. Birçoğu bu nedenle sadece bitkisel besinlerle beslenirler. Bütün hayvanlara büyük saygı gösterirler.

Tarih boyunca, gerek ‘kast’ denilen keskin sınıfsal yapısı içinde, gerekse geniş alana yayılmış nüfus içinde ineklere davranış biçimi çeşitli farklılıklar göstermiştir. Bir aralar inekler Tanrılara kurban bile edilmişlerdir. 

Ancak Hint yarımadasında doğup,bütün Asya’ya yayılmasına rağmen, Hindistan’da pek gelişemeyen Budacılığın etkisiyle hayvanları kurban etmenin vahşice olduğu fikri önem kazanıp, tüm hayvanların öldürülmesi bu sefer kesinlikle yasaklanmıştır.




Bu zamanlarda tüm canlılara gösterilen saygı o hale gelmiştir ki; meyve kurtlan bile meyveler yenilmeden önce çıkarılıp, azat edilir olmuşlardı. 
Tüm bölgeye yayılmış olan bu vejetaryenlik sonraları yine gevşedi, keçi ve balık yenilmeye başlandı ama inek ayrıcalıklı yerini hep korudu.

1857’de bölgedeki İngilizler tüfeklerinin namlularını bir yağ ile siliyorlardı. Buna
Hindulardan büyük tepki geldi. Kullanılan yağın ineklerden elde edildiğini sanıyorlardı.

İngilizler bunun domuz yağı olduğunu açıklayınca, tepki bu sefer de Müslümanlardan geldi. İki toplum ilk defa birlikte aynı şeye tepki göstermişlerdi.

Dünyada en çok büyükbaş hayvana sahip ülke olsa da Hindistan'da bu kaynaktan yararlanılamamasının sebeplerine bakacak olursak şunu görürüz: Hinduluğun başlangıcından itibaren Hindistan'da en kutsal hayvan inek olarak görülür. Hindistan'da istemeyerek bile olsa bir ineği öldürmek büyük bir günah sayıldığı için inekler, cadde ve sokaklarda istediği gibi dolaşır, yaya kaldırımlarında güneşlenir, tapınaklara girer çıkar. Kimse onlara ilişmez, hatta saygıyla selamlar. Bu yüzden sokaklarda sıcaktan bunalmış, zayıf ineklere rastlamak doğaldır.





Toplumun büyük bir kesimi açlık sınırında yaşarken ineklere gösterilen bu ayrıcalık dışarıdan gelenlere anlamsız görünebilir fakat bunun ardında sadece dinsel inançlar yoktu. Bunun ardında aynı zamanda hayati gıda maddelerini koruma içgüdüsü de vardır. İneğin önemi, beş ürünü insanlığın yararına sunmasıydı:
  • süt,
  • peynir,
  • tereyağı,
  • dışkı
  • idrar 




Dışkı tezek gibi yakacak olarak kullanılıyordu. İdrar ise tedavi amaçlı... Bu mükemmel hayvanı kesip bir kerede etini yemek yerine ürünlerinden daha uzun sürede ve pek çok insan tarafından faydalanılabilir düşüncesi vardı. İneği kesmek de öldürmekle eşitti.
Hindistan nüfusunun çoğunluğu olan Hinduluk belirli bir kurucusu olmayan bir dindir. 'Veda' isimli ilaheler ve şiirleri esas alır. Çeşitli ırktan ve kültürlerden insanların dinsel inanç ve uygulamalarını içinde barındırır. Çok tanrılı, karmaşık bir dindir ama sürekliliği vardır.

Milattan önce 1500 yıllarına kadar giden Hindu dininde birçok Tanrıya tapılır fakat en üstteki ilahi güç olan Brahman'a ulaşmak çok zor olduğundan bu, ancak rahiplerin yapabilecekleri bir iştir. Bu yüzden sıradan insanların tapabilecekleri ikincil Tanrılar da bulunur. Hindular bütün canlıların ruhları olduğuna inanır. 




Ölümden sonra tekrar dünyaya gelindiğine, yani reenkarnasyona inanan Hindular, bir önceki hayatını uygunsuz geçiren bir ruhun, hayvan vücudu içinde yeniden doğabileceğine de inanır. Birçoğu bu sebeple sadece bitkisel besinlerle beslenir ve bütün hayvanlara büyük saygı gösterir.
Tarih boyunca, gerek 'kast' denilen hiyerarşik sınıfsal yapı içinde olsun, gerekse geniş alana yayılmış nüfus içinde olsun ineklere davranış şeklinin değişiklik gösterdiği görülür. İneklerin Tanrılara kurban edildiği de olmuştur fakat Hint yarımadasında doğması ve bütün Asya'ya yayılmasına rağmen Hindistan'da pek gelişemeyen Budacılığın yarattığı etki ile hayvanları kurban etmenin vahşice olduğu düşüncesi önem kazandığı için tüm hayvanların öldürülmesi yasaklanmıştır. 
Bu zamanlarda tüm canlılara gösterilen saygı öyle artmıştır ki, meyve kurtları bile meyveler yenilmeden önce çıkartılıp azat edilirdi fakat tüm bölgeye yayılan bu vejetaryenlik, sonraları yine azaldı, keçi ve balık yenilmeye başlansa da inek ise ayrıcalıklı yerini her zaman korumaya devam etti.




I857'de bölgedeki İngilizler tüfeklerinin namlularını bir yağ ile siliyordu ve Hindular tarafından buna büyük tepki gösterildi çünkü kullanılan yağın ineklerden elde edildiği düşünülüyordu fakat İngilizler bunun domuz yağı olduğunu açıklayınca tepki bu defa da Müslümanlardan geldi. İki toplum ilk defa beraber aynı şeye tepki gösteriyordu.
Hinduizm'in en belirgin yönü, toplumu kastlara bölmesi ve insanları sınıflara ayırmasıdır:
  • Brahmanlar (rahipler, din adamları)
  • Kşatriya (hükümdar sülalesi ve savaşçılar)
  • Vaisya (tüccar, esnaf, çiftçi)
  • Sudra (işçiler)




Kastlar arasındaki ilişkilerin sınırlı olduğu kast sisteminde bir de kast sistemine dahil edilmeyen paryalar (dokunulmazlar) vardır. Örneğin ancak aynı kasttan insanlar evlenebilir veya birlikte yemek yiyebilir.
Hinduizm'de inekler uğurlu ve kutsal sayıldığı için de saygı görür çünkü tüm kainatın anası olan Devi'nin yani Tanrıçanın sembolü sayılırlar ve Hindularda Tanrı sayısı akıl almaz derecede çoktur. Tanrı Brahma'nın dünyayı meydana getirdiğine inanıldığı için ineklere tapıyorlar diyemeyiz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Benzer Konular (Similar Topics)(Похожие темы)( Sujets similaires) ( Ähnliche Themen) (مواضيع مماثلة)